Puzzle Nasıl Yapılır?

Merhabalar! #EVDEKAL günlerimiz tüm canlılığı ile devam ederken başlıktan da anlaşılacağı üzere yeni bir şeyler yapma girişiminde bulundum ufaktan… Buradan biricik ablama teşekkürlerimi sunuyorum bana bu Puzzleları aldığı için. Şimdi ben de nasıl yaptım, yaparken nelere dikkat ettim bunların hepsini yavaş yavaş anlatacağım.

500 ve 1000 parça olmak üzere iki tane Puzzle vardı elimde. İlk önce uzun zamandır bu işi yapmadığımı düşünerek 500 parça olanından başladım ve sıyırdım kollarımı. Şimdi adım adım nelere dikkat ettim nelere dikkat ederseniz daha hızlı olur bunlardan bahsedeceğim.

  Puzzle alırken neye dikkat edilmeli?

Hemen nasıl yaptım kısmına geçmeden önce alırken nelere dikkate etmeniz gerektiğine kendi penceremden bakmak istiyorum. İlk önce bu işte yeni birisiyseniz çok aşırı derecede karışık renkli ve çok parçalı olanlarından almamanızı tavsiye ediyorum. Çünkü öyle alındığı zaman insanın sinir katsayıları aşırı derecede yükseliyor ve daha başlamadan kaldırıp atası gelebiliyor.

İlk başlayanlar için 500 parçanın tam ideal olacağına inanıyorum. Çünkü 250 parça gerçekten çok az. Eğer ilk başlangıçta 1000 parça ile başlarsanız yine yapabilirsiniz tabii ki de sadece uzun sürebilir. Bundan dolayı dedim. Şimdi ablamın almış olduğu iki farklı Puzzle fotoğrafını buraya ekliyorum

500 ve 1000 parça Puzzlelar

Şu aralar stoklar biraz sıkıntılı bilginiz olsun. İnsanlar evde olunca yapacak bir şey bulamayıp bu tür hobilere sarıyorlar. Şakası yok bu işin daha bir müddet evdeyiz gibi gözüküyor. Sağlıklı olalım, gerisi gelir.

Puzzle yaparken nasıl bir sıralama izlemeliyiz?

Şimdi bu ana başlığımız olsun ve her şeyi bu ana başlık altında alt başlıklarda incelemeye başlayalım. Bu Puzzle işi baya bir sabır gerektiren iş. Hemen pat diye olmuyor ne yazık ki. Ben nasıl başladım nelere dikkat ettim bunlardan bahsedeyim hemen.

Parçaları ayırmak ile başlayalım!

İlk önce size en önemli tavsiyem parçaları ayırmak ile işe başlanılabilir. Nasıl mı? Öncelikle çerçeveyi oluşturmanızı şiddet ile tavsiye ediyorum. Böyle olduğu zaman en azından hangi renk nereye nasıl uyumlu oluyor tarzında aklınızda bir fikir oluşuyor ve işler daha da kolaylaşıyor. Benim Puzzle markam Anatolian. İçerisinden güzel de bir stand çıkıyor yaparken bakmak için. Hemen fotoğrafını ekliyorum.

 

İlk önce bu standı açıp Puzzle görüntüsünü önümüze alıyoruz ve düz parçaları ayırmak ile işe başlıyoruz hemen. Düz parçaları ayırırken diğer parçalarında renkli kısımlarını çevirip nasıl bir karmaşa içinde olduğunuzu görebilirsiniz😊. Şimdi ben yaparken ilk önce çerçeveyi yaptım. Çerçevenin yalnız fotoğrafı yok. Birazcık eklemeler yapılmış hali mevcut onu da ekledikten sonra sıradaki başlığımıza geçelim.

 

Çerçevemiz

Karmakarışıklığımız…

 

 

Renk tonları ile ayırmaya devamm!!

Çerçevemizi oluşturduk. Çıplak bir çerçeve var elimizde. Şimdi sırada yavaş yavaş diğer adımları yapmada. Tekrar söylüyorum bu gerçekten sabır gerektiren bir iş. Pat diye olması pek muhtemel değil. Çerçevemiz bitti. Renkleri birbirine yakın parçaları ayırmakla başlamamız gerekiyor. Hangi parçalar ton olarak birbirine yakınsa onları ayırt etmemiz gerekiyor.

Ben yaparken bu yolu izleyerek yaptım. Belki siz daha kolay bir yol bulursunuz ve o şekilde yaparsınız.

Tonlar ayrılıyor…

 

Bu fotoğrafta çok net bir şekilde belli olmasa da mavi parçaları ayırmak ile ilk işe başlamıştım. Mavi tonu çok ağırlıklıydı çünkü benim Puzzleda.

Işık çok önemli!!

Ben her ne kadar bu işi gece geç saatlerde yapsam da size gün ışığını kullanmanızı öneriyorum. Evdeki lambalarımız da Puzzle yaparken fazlası ile parlayabiliyor. Ben odamdaki lambam ve masa lambam ile yaparken çok fazla parladığını ve gözlerimin çok yorulduğunu fark ettim.

Siz yaparken gözünüzün yorulmaması için pencereye yakın bir yerde gün ışığında yapabilirsiniz. Gece de yapabilirsiniz elbette. Daha sonra gözleriniz biraz acıyabilir. Bence gözlerinize dikkat edin. Kamu spotu!

Şimdi buraya ben yaparken masa lambası ve oda lambam ile yansıyan ve parlayan bir fotoğraf ekleyeceğim.

Fotonlarımız 🙂

 

Bu fotoğrafta hem masa lambam hem de odamdaki lambam açık. Masada iki tane ışık fotonu gözüküyor. Onlar Puzzle yaparken üzerine düşüyor ve sizin sürekli sağdan soldan bakıp renkleri uydurmanızı zorlaştırıyor. Dediğim gibi bu benim görüşüm. Belki de siz hiç zorlanmayacaksınız ve geceleri yapacaksınız.

Parçadan bütüne…

Parçaları renk tonlarına göre ayırdıktan sonra bu parçaları sabır ile bir araya getirmemiz gerekiyor elbette. Burada gerçekten ben baya zorlandım. Gözlerin de çok iyi seçmesi gerekiyor. Çünkü bazen bir parçayı yerine deniyorsunuz ve o parça yerine olmayabiliyor ve muhtemelen de olmayacak zaten.

Mesela ben yaparken bir parçayı bir yere denediğim ve olmadığı zaman o parçanın nereye ait olduğunu aklımda tutuyor, görebileceğim bir yere koyuyor ve daha sonra aynı boyut, renk ve girintide bir parçaya denk geldiğim zaman onu koyduğum yerden alıp deniyordum. Çoğu zaman cuk diye yerine oturuyordu. Size de tavsiye edebilirim bunu.

Soldan sağa doğru yaparken hep biraz daha fazla parça eklenmiş olduğu gayet gözüküyor. Kurdu yaparken özellikle ağız kısmını yaparken epey zorlanmıştım diyebilirim. Hem gece olup ışıkların parlamasından hm de renklerin birbirine çok yakın olmasından dolayı. Fotoğraflarda da belli zaten renkler😊.

 

 

 

Puzzle nerede yapılır ya?

Bu belki de en önemli olan başlıklarımızdan birisi. Şimdi ben yaptığım ve bundan sonra da yapacağım Puzzleları çerçeveletip muhafaza etmek istiyorum. Bundan dolayı yapacağınız yere dikkat etmeniz gerekiyor. Sonra benim gibi biraz zahmet çekebilirsiniz. Eğer ben yapıp bozacağım derseniz de aynen devam istediğiniz yerde yapın.

Şöyle ki ben yaparken ilk önce masada yapmaya başladım. Sonra masamı bilgisayarım olduğu için çok aktif kullandığımdan dolayı işgal ettiğimi fark edip annemin yazı tahtasına el koydum. (Öğretmen bir aile bireyiniz varsa bunlar olabiliyor.) Fotoğraflarını ekleyeceğim.

İlk önce ben masada yaptım sonra da annemin bu yazı tahtasına geçtim işte. Siz yaparken mukavva gibi bir şeyin üzerinde yaparsanız daha güzel olacağına inanıyorum. Zaten ben de daha sonra mukavva üzerine zor da olsa taşıdım.

Hasılı kelam mutlu son…

Sabırlı bir bekleyiş ve işleyişin sonucunda güzel bir manzara ile karşılaşmış oluyoruz. Son olarak belirtmem gerekirse en son Puzzle bittiği zaman ben mukavva üzerine aldım ve halı altında muhafaza ettim. Daha yapıştırmam gerekiyor. Onları da yaptıktan sonra Puzzle nasıl yapılır 2 adlı diğer bir yazımda anlatacağım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mutlu son…

 

Evet değerli okurlarım. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu yazımızda da sona gelmiş bulunmaktayız.  Bu yazımda size Puzzle yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiğinden kendi cümlelerim ile bahsetmeye çalıştım. Umarım sıkılmamışsınızdır. Sizleri Allah’a emanet ediyorum. Sağlıcakla kalın… Hayırlı Ramazanlar…

Nostaljik Bir TRT Dizisi…

Merhabalar! Karantinada neler yapacağımdan bahsettiğim #EVDEKAL adlı kategoriyi doldurmaya devam ediyorum. Bugün başlıkta da görmüş olduğunuz gibi geçen hafta içerisinde bitirdiğim TRT’nin nostaljik bir dizisi olan ve şu an TRT’nin “Nostalji Kuşağı” adı ile cumartesi günleri yayımladığı “Yedi Numara” dizisinden bahsedeceğim. Hadi bakalım neler yazacağız 😊

Dizide genel olarak nelerden bahsediliyor?

Dizi toplam 92 bölüm ve de 3 sezondan oluşuyor. Dizinin genel konusundan biraz bahsedeyim hemen. İlk bölümlerde üniversiteyi yeni kazanan 2 taşralı erkek ve onların akrabası olan 1 kişi ile beraber 3’ü taşradan İstanbul’a geliyorlar. İstanbul’da geldikleri yer ise babalarının kardeşi olan dizideki ismi Vahit Emmi olan amcalarının yanına geliyorlar. Eğer izlerseniz görürsünüz ki dizi ilk bölümden itibaren bile bizi tebessüm ettirip yeri geldiği zaman kahkahalara boğuyor.

                                                   Şaşırmalı Bir Sahne

Diğer yanda ise üniversitelerinin hazırlık bölümünü okumuş 4 şehirli kız bizleri bekliyor. Geçen yıl yani hazırlık sınıfı okurken yurtta kalan bu kızlar bu dönemde artık yurtta kalmak istemeyip ev arayışlarına çıkmışlardır. Olaylar da zaten tam olarak buradan sonra başlıyor.

                                                                Dizinin İlk Bölümünden Bir Kare

Dizinin adı neden 7 Numara?

Başta bahsettiğim gibi taşradan gelen erkekler ve şehirden gelen kızların buluşma noktasının kesiştiği yerin yani o apartmanın adından geliyor. Kafalar karıştı sanırım. Hemen açıklayayım. Ev Vahit ve Zeliha isimli bir çifte ait. Yani tam olarak öyle değil. Vahit’in akrabaları ile ortak. Vahit’in ilk işi bakkalcılık. Evlerine de biraz yakın bir yerde 7 numara adında akrabaları ile ortak bir apartmanları var.

Özetleyecek olursak 7 Numara adlı dizinin adı Vahit ve akrabalarının ortak apartmanı olan apartmanın numarası. Fotoğrafını aşağıya ekleyince daha kolay anlaşılacaktır.

                                                                7 Numara Dizisinin İlk Çekildiği Yer

 

Şu an çok harabe ne yazık ki ☹. Bu apartmandan sonra devamı da başka bir apartmanda çekilmeye devam etti. Ne tesadüf ki o apartmanın da numarası 7 😊.

Dizinin genel konusu ne? Bize neler veriyor?

Size şunu söyleyebilirim ki dizi asla boş beleş bir dizi değil. 92 bölümün en az 85 bölümünde bize bir ders veriyor. Yeri geliyor hüzünlü yeri geliyor gülmekten öleceğimiz güzel anlar yaşatıyor. Şimdiki diziler gibi kavga, taciz ve tecavüz gibi uçuk konuları barındırmıyor ve aile ile izlenebilecek bir dizi olmasına olanak sağlıyor.  İzlerken ön yargıdan uzak kalmamız hakkında çok fazla ders veriyor. Özellikle şehirli kızların taşralı erkeklere karşı ön yargılarının nasıl kırıldığını bize çok güzel bir şekilde gösterip güzel bir ders veriyor.

             En sağdaki kırmızı kazaklı da Meryem. Koluna girdiği çocuk Recep’in sözlüsü.

Meryem’den de yazımda hiç bahsetmedim. Bilerek söz etmedim. Siz görün hem nasıl bir karakter olduğunu diye. Gerçekten de mükemmel bir oyuncu. Heh şunu söyleyebilirim size. Meryem ile Recep gerçek hayatta da evlilermiş…

Dizinin akışı nasıl?

Dizi şimdiki diziler gibi uzun, bunaltıcı ve sıkıcı değil. Bölümleri ortalama olarak 50 – 55 dakika arasında değişiyor ve gerçekten izlerken sıkmıyor.

Dizide her zaman sabit oyuncu kadrosu yani ilk bölümden son bölüme kadar değişmeyen tam 8 kişi var. Bunlar şehirli kızlar olan Ayten, Cansu, Armağan ve Rüya. Taşralı erkekler olan Recep ve Haydar. Son olarak ev sahipleri olan Vahit ve Zeliha. Hepsinin fotoğraflarını aşağıya ekleyeceğim.

Değişmeyen Ana Kadro

Sabit olan bu kadro üzerine daha sonra yani ilk bölümlerde Recep ve Haydar’ın kuzeni (yani biz kuzen diyoruz da onlar amca oğlu diyorlar. Bence de daha samimi.) Satılmış katılıyor. İlk bölümde taşradan şehre üçü geliyorlar.

Soldan- Satılmış Recep Haydar Haydar’ın                 Kucağındakiler Pascal ve Ferit

Şehirli kızların kadrosu her zaman sabit. Hiç değişmiyor. Daha sonra erkek kadrosuna Recep’in abisi olan Sabit oyunculuk hayali ile taşradan İstanbul’a ve 7 numaraya geliyor. Bu arada bütün bu olaylar 7 numara adlı apartmanda geçiyor.

Oyunculuk hayali ile gelen Recep’in abisi                Sabit yani Taruk Arkun

Yine ilk bölümlerde Asiye adlı bir karakter (hiçbir türlü kimse ile akrabalık bağı bulunmuyor.) Satılmış’ın evlenme bahanesi ile kandırdığı ekleniyor. Daha sonra da Zeliha’nın yeğeni olan Berat ekleniyor.

                                                    Asiye ve Berat

Berat’a ilk başlarda herkes çok sinir olacak. Sabredin, sonunda güzel şeyler bizleri bekliyor.

Dizi ile ilgili yorumlarım neler?

Dizinin en başında matematik dehası olan Haydar’ın iki tane kümes hayvanı var. İşin garibi evciller. Birinin ismi Pascal diğerinin adı ise Ferit. Bu iki hayvanı unutmayın. İnsan arkadaşı için nelerden vazgeçiyor güzel bir ders veriyor.

Başta da dediğim gibi dizide kötü yöne sarf eden şey sayısı çok az. Bu sebepten dolayı gönül rahatlığı ile aile içerisinde izlenebileceğine inanıyorum. Herhangi bir küfür tarzında bir şey yok. Sadece bir iki yerinde azcık içki içme sahneleri var. Bunun dışında kötü örnek olacak bir şey yok.

Dizinin oyuncu kadrosu gibi şeyleri eklemiyorum. Sadece aşağıya diziyi izleyebileceğiniz YouTube linkini bırakacağım. Artık izleyip izlememek size kalmış… İzlemek isterseniz tıklayın yeterrr…

Yorumlama işlerine yeni başladığım için çok saçmalamış ve hatam olmuş olabilir. Eğer ki böyle bir şey var ise özür diliyorum. Zamanla yorumladıkça, yorumlama işini daha güzel yapacağıma inanıyorum. Umarım güzel anlatabilmişimdir. Size her şeyi anlatmadım. Meraklandıracak kadar bilgi verdiğimi düşünüyorum.

Evet dostlarım karantinada yazmaya ve anlatmaya devam edeceğim. Hepinize teşekkür ediyorum ve sizleri Allah’a emanet ediyorum. Sağlıcakla kalın ve de herkesin dediği gibi #EVDEKAL’ın!!!

Karantinada Ne Yapacağız?

Merhabalar! Profesyonel bir tarzda yazı kurallarına dikkat ederek paragraf biçimlerini göz önünde bulundurarak yazmaya başlamış olduğum güzel bloğuma hoş geldiniz! Şak şak şak şak(alkışlar)…

Baya uzun zaman oldu siteme adım atmayalı. Nasip bu güneymiş diyelim. Sitemde biraz düzenlemeler yaptım ve #EVDEKAL isimli bir kategori açtım. Şimdi efendim bu kategoride neler olacağına hep beraber bakıyoruz ve hemen sonrasında ise yazılarımızı yazmaya başlıyoruz.

Bildiğiniz üzere bütün dünya Çin’de ortaya çıkıp bütün dünyayı saran bu virüs ile mücadele ediyor. Dünyada da etkileri çok büyük olan hatta o kadar büyük ki bazı ülkelerde yeniden kısa süreli hastane yapımına sebep olan Dünya Sağlık Örgütü’nün de dediği gibi “Pandemi” etkisi yaratmış bu ciddi hastalık sebebiyle evlerimizdeyiz. Şimdi size herkes gibi COVİD-19’dan bahsetmeyeceğim. Çünkü çok fazla yazılar yazıldığına inanıyorum. Ondan ben kendi yapacaklarımdan bahsedeceğim.

  Pekala biz evde kaldığımız süreler içerisinde neler yapacağız? Yani en azından ben neler yapacağımı anlatacağım. Size de fikir sağlayacağını düşünüyorum. Bunları maddeler halinde sıralayacağım.

Nedir bu karantina ya gerekli mi?

Şimdi kendi yorumlarımı katarak bu konular hakkında ufak tefek konuşmakta fayda olacağını düşünüyorum. Şimdi sevgili dostlarım, arkadaşlarım ve belki iş verenim. Ülkemizde de artarak giden vaka sayıları neticesinde ciddi anlamda kendimizi izole edip, insanların içine karışmayıp bu zamanın geçmesini biliyorum zor ve imkansız değil sabır ile beklememiz gerekiyor.

Kendi fikrimi sunacak olursam bu karantinanın gerçekten de çok gerekli olduğunu düşünüyorum. Örneğini ne yazık ki kötü olarak gördüğümüz İtalya bu konuda gevşek davranmasının sonucunu hala artan ölüm ve vaka sayıları ile bize göstermiş oluyor. Bu sebepten dolayı karantinanın gerçekten ciddi olarak uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Ben de gerçekten gezen birisi olmama rağmen evimde kendi kendime takılıp yeni uğraşlar bulmaya çalışıyorum.

Diğer bir yönden de dünyada ilk virüs vakası ilan edildikten sonra okullarını en erken kapatmış olmanın bize kazandırdığı çok büyük avantajlar olduğuna inanıyorum. Uzaktan eğitim ile okula gidemediğimiz zamanlar evden sınavlarımız ve ödevlerimiz oluyor. Bu konu hakkında da sitemde elbette ki yazı yazacağım.

Karantinada neler yapabiliriz ve yapacağım?

Üzülerek söylüyorum ki evimizde yapacağımız şeyler sınırlı. Her şeyi yapmamız ne yazık ki mümkün değil. Bunun çok abartılacak bir konu olduğunu düşünmüyorum. Yani illa ben dışarı çıkarım bana bir şey olmaz tarzında havalara girmenin fazlası ile yersiz olduğuna inanıyorum. Efendi gibi evimizde durup şu zamanın geçmesini bekleyelim. Beklerken de boşuna beklemeyip geçirdiğimiz zamanın bir daha asla geri gelmeyeceğini düşünerek hareket edelim.

Şimdi gelin beraber bakalım evde ben neler yapacağım. He şimdi buraya yazdığım maddeler kadar yazmadığım ya da sonra ekleyeceğim maddeler de olabilir ondan dolayı kusuruma bakmayın diyorummm😊

  1. Şu an izleyip bitirmiş olduğum 7 Numara adlı TRT’nin yapmış olduğu eski zaman dizilerinden birisini izledim ve bu dizi hakkında sizi meraklandıracak, bunu yaparken de diziden çok fazla bir şey anlatmadan diziden bahsedeceğim bir yazı yazacağım.

    Yedi Numara Dizisinden Bir Sahne

  2. Evde kaldığımız zamanı verimli hale getirmemiz gerektiğine değinmiştim. Bildiğiniz üzere bir Elektrik – Elektronik mühendisi adayıyım. Nitelikli bir mühendis olmak için ise efor sarf edip rakiplerden sıyrılmak gerektiğinden daha önce bahsetmiştim sanırım. Bahsetmediysem de şimdi bahsetmiş oldum😊. İşin şakası bir yana gerçekten de evde kaldığımız bu günlerde mesleki açıdan gelişimin aşırı derecede mümkün olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ben de şu an bazı kursları takip ediyorum. Bitirdikten sonra bu kurslardan da bahsedeceğim.
  3. Gelişimin sadece mesleki olarak değil aynı zamanda kişisel olarak devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Nasıl mı? Mesela bir diksiyon kursu olabilir değil mi? En basitinden bir örnek bu sadece. “Toplum içinde nasıl konuşulur?” tarzı konularda kişisel gelişim için gerçekten de üzerine efor sarf edilecek konular olduğuna inanıyorum.
  4. Şimdiden ben kendime 5 adet kitap sipariş ettim. Yani şimdiden dediğim daha nisan ayına gelmeden. Bu kitapları okuyup hepsini tek tek bu kategoride merak uyandıracak ve az da olsa içerik bilgisi verecek şekilde özetlemeye çalışacağım. Hatta ilk kitabımı 24 saat içerisinde bitirmeyi düşünüyorum. Kendimiz ile yarışalım ki kazanalım değil mi?
  5. İngilizce dili. Gerçekten ne kadar önemli olduğuna hala inanmayan insanlar var. Ben bu insanların sadece deve kuşu gibi kafalarını kuma sokmamalarını tavsiye ediyorum. Dünyada en son bakmış olduğum grafiklerde ki bu maddenin altına ekleyeceğim Çinceden ve İspanyolca dillerinden sonra en çok konuşulan dili, her insanın; kendini geliştirmek isteyen her insanın bilmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrıca İngilizce diğer dillere nazaran mesleki anlamda da en çok kaynağı bünyesinde barındıran bir dil.

                            Dünya Dilleri Grafiği

  6. Şimdiye kadar gerçekten bayağı bir film izlediğimi düşünüyorum. Yani kısa zaman içerisinde bakacak olursak en azından öyle. Günde 3 film izlediğim zamanlar vardı ya heyt beee. Neyse şimdi bu karantina zamanlarında da elbette ki film izleyeceğiz. Hem kültür hem de dil gelişimi için zaten çok önemli bir konu. Hatta bir yerde okumuştum şey yazmışlar “Üniversite öğrencilerinin çeşitli film izlemeden ve çeşitli kitapları okumadan mezun edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.” gibi bir yazı vardı. Bu konu ciddi anlamda benim de katıldığım bir konu. Bu sebepten dolayı karantina günlerinde de evimizde filmlerimizi izleyip yine bu bölümde ben kendi izlediklerimi yorumlayacağım.

    Sinema Yazdım Bu Çıktı 🙂

  7. Belki komik gelebilir. Yani bana göre komik değil şimdi yazacağım. Belki evde örgü örmek tarzı işlere de başlayabilirim. Çünkü evde sıkılınca ya kardeşime yada biricik meleğim anneme sarıyorum. Tansiyon yükseliyor. Önümüz Ramazan ortalık karışmasın. Yeni bir örgü keşfettim. Böyle oyuncak falan yapıyorlar. İlgimi de çekti. Adı da Amigurumi hatta. Güzel şeyler çıkıyor piyasaya bu örgüden. Buna başlamayı bir nebze kafama takmış durumdayım. Başlarsam buraya yaptığım şeyler ile beraber yazacağım.

              Little Harry

 

Her gecenin bir akşamı, her yokuşun bir inişi olduğu gibi bu yazımın da ne yazık ki bir sonu var ve geldi. Siteme yazı yazmayı çok özlemiş olduğum için uzun uzun yazdım. Herhangi bir hatam olmuş ise affola. Yarın sınavım var ne yazık ki. Şimdi sizlere yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyor ve sizi Allah’a emanet ediyorum. Kucak dolusu sevgiler…