Neden Blog Yazıyorum?

 Bu sefer gerçekten güzel bir özür dilemem gerekiyor. En son yazımın üzerinden tam olarak 12 gün geçmiş. Bu uzun bir zaman. Ama bu haftam hem yaz okulu hem de düğün işleri ile uğraştığım için çok yoğun geçti. Şu an 21 Temmuz 2019 günü ve yurda gelip biraz uyudum. Dün Ankara’daydık ve bugün geldim artık güzel güzel yazmaya devam edeceğiz. Hemen başlığın içeriğine geçelim.

  Bu yazımda “Neden Blog Yazıyorum?” bunu anlatacağım, anlatabildiğim şekilde. Kendime göre çok hızlı yaşayan birisi olduğumu düşünmüyorum ama çevremdeki insanlar ve yakın arkadaşlarım bana böyle diyorlar. Neden olduğunu bilmiyorum gerçekten. Acaba beni her aradıklarında farklı bir yerde olduğum için mi? Belki de ondandır. Çok fazla gezmeye çalışan birisiyim. Blog açmamın başlıca sebeplerinden bir tanesi tabii ki öncelikle bu. Peki derseniz bana: “Ya bir sürü gezen var sen neden yazıyorsun?” ben de derim ki: “Ben farklı gezdiğimi ve özgün olduğumu düşündüğüm için yazıyorum.” Aynen böyle. Gezme stilim farklı zaten otostop ile seyahat ediyorum mümkün olan her fırsatta. Henüz daha çadırla kamp yapmak mümkün olmadı ama onu da yapacağım elbette. Gezdiğim yerleri kendim kimseden yardım ve destek almadan ve sadece kendi biriktirdiğim anılar ile anlatıyorum. Bu sebeplerden dolayı da anlattığım her şey bana özgün oluyor. Yazarken mesafe koyduğumu düşünmüyorum araya, videolarımda da gayet samimi olduğumu düşünüyorum. Bunun da beni farklı kıldığının farkındayım. Bu ve bu gibi sebeplerden dolayı da ben de kendi bloğumu açmaya karar verdim. Bunu ilk sebep olarak sıralayabiliriz. Elbette tek sebep bu değil. Başka neler varmış yazalım, çizelim ve konuşalımmm…

  Zamanın canlı bir kavram olduğuna inanıyorum. Bundan on yıl önce kullanılan teknoloji ile şu an olan teknoloji arasında dağar kadar fark olduğundan dolayı da bunu çıkartabilmemiz pek mümkün sanıyorum. Elektrik – Elektronik mühendisliği okuyorum. Mezun olduktan sonra yapmış olduğum, yapmaya çalıştığım ve planlarımın yazılı olduğu aynı zamanda herkesin ulaşabileceği bir dosya veya doküman her ne denirse buna ihtiyacım olduğunu düşündüm. Bundan sonra yaptığım araştırmalar sonunda bu fikrimin yanlış olmadığını gördüm. İnsanlar şirketlere başvururken öz geçmiş dediğimiz, şirketlerin ise CV dediği bir kağıt dosyayı hala veriyorlar. Ama ben bunun değişeceğine inanıyorum. Yani artık bahsettiğim gibi kendisine de güvenen bir çalışan adayı ise işe başvururken: “Buyrun efendim bu benim sitem, hakkımdaki her şeyi burada bulabilirsiniz.” diyecek ve kenara çekilip eğer boş okumamışsa gelecek olan telefonu bekleyecektir. Mezun olduğum zaman iş başvurusu yaptığım zaman bana ne olduğumu, ne yaptığımı soracaklar elbette. Ben de daha üniversitenin ilk sınıfından mezun olup iş hayatında çalışana kadar ve çalışırken de yaptıklarımı, fikirlerimi, katıldığım seminer ve fuarları elimden geldiği kadar burada anlatmaya çalışacağım ki boş okumadığımız ortaya çıksın ve farkımız ortaya çıksın. Sonuçta herkes farklı, bize düşen ise o farkı biraz daha arttırmamız ve kendi üzerimize sürekli bir şeyler katmamız.

  Bu da meslek açısından blog yazmanın önemiydi. Şimdi ise son olarak neden blog yazdığım kaldı. Ona da bakıp sizi fazla sıkmadan yazımızı güzelce bitirelim.

  Zamanın canlı olduğundan bahsettim, herkes bana katılıyor mu bilemem ama büyük çoğunluk katılıyordur herhalde. Herkes yaşlandığı gibi biz de yaşlanacağız. Şu an 19 yaşındayım. Bu yerinde durmuyor ki yaşlanmayalım. Torun torbaya karışacağız elbette Allah izin verirse. Günler ilerleyecek ve belki bu kadar fazla gezmeyeceğim. Belki durulacağım. Bunun olacağını pek sanmıyorum ama olabilecek şeyler bunlar sonuçta. Arkamda güzel anılar bırakmak amacıyla da açtım bu bloğu. Bundan on yıl sonra açıp “Ne gezmişim be!” derim belki de kendi kendime. Hem sonuçta internet üzerinde depoluyorum bu bilgilerin hepsini. Defterim de var evet ama ona ne kadar dikkat etsem e bir şeyler olabilir sonuçta. Ama internet ortamında ben gitmesini istemediğim sürece gitmesi hiç ama hiç mümkün değil.

  Son olarak neden blog yazdığıma farklı bir açıdan da bakıp sizi daha fazla sıkmadan yazımı bitirmeyi düşünüyorum.

  Aslında şimdi yazacağım şeyin yukarıdakilerden pek bir farkı yok. Ama ben özellikle vurgu yapılması gerektiğine inanıyorum ve ondan dolayı da yazacağım. Bilginin paylaşılarak çoğaldığına inanıyorum. Bakın bu gerçekten de öyle yani bilgiyi paylaşırsanız sizden hiç ama hiçbir şey eksilmeyecek. Eksilmediği gibi karşınızdakine de bilginizi verecek ve onu da aydınlatacaksınız. Herkes otostopla gezemeyebilir. Bu olayın nasıl olduğunu merak ediyor olabilir. Ya da insanlar gezemeyebilir veya benim gittiğim yerleri merak ediyor olabilirler. Şimdi ben paylaşıyorum. Siz okuyorsunuz. Eee ben ne kaybettim? Hiçbir şey! Ama siz okudunuz ve gideceğiniz yer hakkında bir fikir sahibi oldunuz, nelere dikkat edilmeli öğrendiniz. İnsanlara faydalı olmayı da çok sevdiğim için blog yazıp her şeyi paylaşmaya da karar verme sebeplerimden birisi de işte buydu.

  Bu yazımda size neden blog yazdığımı elimden geldiği kadar anlatmaya çalıştım. Uzun zaman oldu yazı yazmayalı ve bu sebepten dolayı sürçü lisan etti isek affedin. Sizleri seviyorum. Talipte kalmanızı istiyor ve sizleri Allah’a emanet ediyorum. Sağlıcakla…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir