Sıkıntıdan Yazdım!

  Merhabalar. Canım aşırı derecede sıkıldı. Ben de öylesine bir şeyler yazmak istedim. Gerçekten ama gerçekten aşırı derecede sıkılmış durumdayım şu an.

  Vize haftası bitti. Attım kendimi son vize bittiği gibi yola. Otostopu koydum bastım geldim İstanbul’a. Bir gece teyzemde vakit geçirdim eniştemle sohbet muhabbet falan güzel zaman geçirdim. Ama şu an aşırı derece sıkılmış bir durumdayım.

  Siteme de uzun zamandır yazı yazmadığımın farkındayım. Yoğun olarak bazı çalışmalarım var. Hem vize haftasından önce de biraz yordum kendimi. Vizeler bitti sağ salim ama. Güzel gelişmeler oluyor. Zamanı geldiğinde hepsini buradan açıklayacağım.

  Geceyi teyzemlerde geçirdim ve oradan sonra da sabah erkenden kalkıp namazı kılıp Güneş doğmadan yola çıktım. İki vasıta ile Marmaray Yenikapı İstasyonu’na geldim. Bilen biliyordur bu yıl mart ayı içinde Gebze – Halkalı banliyö tren hattı açıldı. Sık sık da kullanırım bu hattı. Azıcık konudan sapmakta bir sorun olmaz herhalde😊

 Mesela en son gelişimde izlediğim rotadan bahsedeyim hemen. Okuldan merkeze bir otostop, merkeze geldikten sonra yani tam merkez değil de Ankara – İstanbul yolu ayrımında dolmuşa bindim ve otogara geçtim. Otostopu çektim ve gişelerin oraya geçtim. Gişenin altına doğru yürürken çantamdan kakaolu sütümü çıkarttım içerken yağmurun başladığını fark etmem ile koşar adımlarla gişenin altına doğru giderken arkamdan yanaşan Hatay plaka arabaya atladım ve atladıktan sonra dehşet bir yağmur başladı. Niyet iyi olursa her zaman Allah yardım eder unutmayalım. Arabada sohbet muhabbet neden yapıyorsun bu işi falan filan derken Hendek gişelerinden çıkış yaptılar. Tam da o sırada yağmur kesildi. Allah kalbimi mi dinliyor ne? 😊 Hendek gişelerinde beklerken havanın iyice kararmakta olduğunu gördüm tam o sırada yağmur da başlarken pat diye konteynır yüklü bir tırı zor da olsa durdurdum. Konuştuk ettik nereye abi falan filan binince klasik muhabbettir Kocaeli Körfez’e gidecekmiş. Yol üzerinde bir dinlenme tesisinde salla beni abim dedim eyvallah kardeşim baş üstüne dedi ve Körfez gişelerinden önceki dinlenme tesisi olan Tem76’da indim. Geçtim hemen akşam namazını kıldım elimi yüzümü yıkadım falan filan geçtim tesisin çıkışına ve başladım otostop çekmeye. Bir tane abi gel Sultanbeyli’ye gidelim dedi az daha bekleyim eyvallah abim dedim. Nasibime hemen geldi Volkan abi aldı beni minibüsüyle ve Gebze de Marmaray’a bıraktı. Nereden Marmaray hikayesine geldik vay be. 😊 Atladım Volkan abinin arabadan kartımı da vererek tabii ki belki de şimdi okuyordur.

 Neyse Marmaray’la teyzeme geçtim falan filan detaylı bir yazıda bu tren olaylarından bahsederim belki…

  Yukarıda namazı kılıp yola çıktım ve iki vasıta ile Marmaray’a geldiğimi yazdım. Trene atlayıp Halkalı merkez istasyona kadar devam ettim güzel güzel sürprizler peşimi bırakmıyordu.

  Geldim bileti alacağım cebimde 15tl para var. Bilet en son 13.5tl’ydi. Bu arada ufak bir not bırakıyorum buraya: Parası pulu olmayan birisi değilim. Ama otostop çekerken ve İstanbul içinde takılırken falan fazla para taşımayı sevmiyorum. Genelde para taşımayı sevmiyorum o da ayrı mesele. Keşke her yerde kart ile ödeme olsa.

  Cepte para yok tren kalkmasına 40 dakika falan var. Atm arıyorum yok. 5 dakika falan yürüme mesafesinde varmış. Oraya gitmeden önce de bir tane kadının çat pat İngilizce ile turistin nasıl havaalanına gideceğini anlatıyordu. Ama yanlış anlatıyordu. Ben de atm ararken koştur koştur kestim turistin gözünü hafiften ve o beklenen sözcükler turistten döküldü: Excuse me? Gel dedim gel geeeeelllll.

 Adam sordu havaalanına nasıl giderim diye ben de hemen telefondan Havaist seferlerine baktım ve Halkalı’da olduğunu gördüm. Anlatırken hemen oradaki simitçi abiye sordum o da şu İETT’nin arkasına yanaşır birazdan dedi. Gel zaman git zaman ben para işini hala çözemedim. Sonra İranlı turistimizin İstanbulkart’ında parası olmadığını anladım. Buradaki adımlar biz Türkler olarak soyguncu damgası yemememiz için önemli. Dikkatle okuyalım. Önce para yükleme makinesine kartı koydum ve 10 tl yazdığını gördük ikimizde. Sonra telefondan yükleyeceğimi söyledim. Tamam dedi. Yükledim ve sonra makineye yine okuttuk ve yüklenmiş olduğunu o da tasdikledi. Sonra onu otobüse doğru uğurladım ve otobüs fiyatını bildiğim halde kontrol amacıyla sordum ve turiste söyledim. Kartımı verdim tokalaştık ve uzaklaştım. Doğru bilet almayaaaa…

  Aldım bileti macera peşimi bırakır mı? Adım Ömer benim ya adım. Macera çeker gibi bir şeyim. Hayal kuruyorum ben de trene atlar güzelce film izlerim laptobumda diyordum. Çok akıllı olduğum için ilk vagondan bindim. Ve prizlerin olduğu vagona kadar ilerlerken dikkatleri üzerimde toplayarak hızlı adımlarla ilerliyordum. Sonunda bulabildim. Oturdum son vagona kurdum düzenimi prizi kontrol ettim ve elektrik olduğunu gördüm. Çünkü bazen olmuyordu.  

 Güzelce filmimi açtım Tarantino’nun filmini. Adı da Zincirsiz. Mükemmel film ya. Ama sıkıntılar bitmiyordu yazı da çok uzuyordu. Bu nokta trip noktası. Kendime trip.

  10 15 dakikada bir elektrikler gidiyordu. Ama tren yolculuğu uzun sürdüğü için birkaç defa bilgisayarım kapanıp açıldı ve sonunda filmi bitirebildim. Lüleburgaz’a geldim ve ablama mesaj attım gel beni al diye ama aldı mı HAYIR. Buradan annem ve ablama trip atıyorum. Anama araba aldık kadın beni almıyor. Ya altında araba var bas marşa gel. Ben de çektim otostopu eve geldim. Kahvaltımı yaptım ve takıldım falan.

  Dostlarım! Sıkıldığım için başınızı şişirmiş olabilirim. Yani yazasım geldikçe yazdım ben de. Hepinizi çok seviyorum. Artık hep yazacağım fırsat falan buldukça. Hepinize tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Takipte kalmanızı rica eder ve sizin hepinizi Allah’a emanet ederimmm…

 


Yorum (2)

  • Vedat| Ocak 8, 2020

    Sevgili Omer,
    Macbook almalisin sarj sorunu vs yasamazsin hic.

    • Ömer Faruk ŞAHAN| Ocak 9, 2020

      Macbook olabilir tabii ki Work And Travel programı ile bir aksilik çıkmaz ve gidersem gelirken almayı düşündüğüm aletlerden birisi.

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir