Fahrenheit 451

Merhabalar! #EVDEOKU bölümümüze hepiniz hoş geldiniz…(şak şak şak). Yapmasam olmazdı neyse uzun zaman bir daha yapmam. Evet okuma bölümümüzün giriş yazısından sonra ilk yazımız ile başlayalım.

Bu gün size dün  saatte okuyup bitirdiğim, okurken kendimce notlar aldığım #EVDEOKU serisinin ilk kitabı olan Fahrenheit ‘den bahsedeceğim. Alt başlıklar olarak sizi okurken yormadan ve aradığınızı anında bulabileceğiniz şekilde yazacağım.

Neden bu kitabı seçtim?

Bu soruya direkt olarak şunu diyorum. Kitap sipariş ediyordum internetten David EAGLEMAN adlı yazarın toplam çıkartmış olduğu dört kitabı da sepetime ekledim ve alışverişi tamamla butonuna doğru tıklatmak üzere yola çıktım.

Arkadaşım var bir tane. Benimle aynı sınıfta. Kitap okumayı da çok sever. Ona dedim var mı tavsiye edebileceğin bir kitap diye ve direkt olarak bu kitabı söyledi. Daha önceden de Ankara’da Kızılay metro istasyonundaki kitapçıda görmüştüm sanırım. Orada olmasa da kitapçıların olduğu bir sokak vardı orada görmüştüm ve ilgimi çekmişti. Kızılay’daki kitapçıyı ve o kitapçılar sokağının fotoğraflarını bulursam ekleyeceğim. Bu sebeplerden dolayı bu kitabı almayı seçtim.

Yani öncelikle görüp aklıma takılması daha sonra da arkadaşımın tavsiye etmesi diyebilirim.

                        Metrodaki Kitapçı

                   Bu da bahsettiğim cadde

Kitabın genel konusu ne ile ilgili?

Bu paragrafın çok önemli olacağını düşündüğüm için bu paragrafı ana başlık olarak yapmaya karar verdim.

Şimdi güzel kitabımız bize ilk önce gelecekten bahsediyor. Ana ve genel konusu distopya. Distopyanın ne olduğunu araştırmanızı tavsiye ederim. Zaten ben konusundan da bahsedince bütün hatları ile ortaya çıkacaktır. Kitap ile ilgili kendimin çekmiş olduğu fotoğrafları da ekleyeceğim.

Okuduktan sonra yorumlarım ile

Okumadan önce temiz kağıdım ile

Kitabımız genel hatları ile gelecekte televizyonun hayatımızda nasıl merkezi bir konuma yerleşip bunun ile beraber kitap gibi kaynakları hayatımızdan uzaklaştırdığını konu alıyor diyebilirim. Gelişen yani bana göre kitaptan yorumladığım kadarı ile yanlış gelişen teknolojinin kaçınılmaz sonuçlarından bahsediyor.

Gelişen teknoloji ile birlikte yanmaz evler yani yangına dayanıklı evlerin icat edildiği kitapta itfaiyenin de artık eskisi kadar etkisi kalmamış ve artık itfaiyecilerin yapması gereken yeni işler olduğuna karar verilmiştir. Bu işler ne mi? Kitap yakmak ☹. Üzücü evet. Gerçekten de kitabın konusu bu.

Dediğim gibi artık itfaiyecilerin yeni işi kitapları yok edip insanları tamamen televizyon gibi aygıtlara bağlayıp tek bir düşünce yapısını benimsetip böylelikle insanları mutlu edeceğine inanmak. Ne kadar saçma değil mi? Kitapta sürekli olarak insanların sorgulamaması gerektiğine sıklıkla değiniliyor.

Çok fazla uzatıp bütün merakınızı gidermenizi elbette ki sağlamayacağım. Çok merak ederseniz alır okursunuz kardeşim😊.

Yazarımız ve ana karakterimiz üzerinden biraz bahsedip kendi yorumlarıma geçeceğim. Bu gelişen kötü ve bozuk dünya düzeninde bizim itfaiye erimiz de eşlik ediyor. Daha sonra ise yanda oturan komşusu sayesinde gözleri açılıyor ve kitapları neden yaktıklarına anlam veremez olup sorguluyor. Başta da dediğim gibi. O zamanın şartlarında insanların en son isteyeceği şey sorgulamayan beyinler. Erimiz adı da Montag bundan sonra bu isimle anlatacağım. Montag’i yan komşusu ile karşılaşmasından itibaren etkileyen bir dizi olay çerçevesinde gelişiyor olaylar. En son olarak en derinden etkileyen ise bir kadının kitapları ile birlikte evini kendisi yakması oluyor.

Kitaplara ilgisi artan Montag kitap okumak ve anlamak istiyor. Eşinden destek istiyor ve artık eşine işe gitmek istemediğini söylüyor.  Eşinin ise derdi evindeki televizyon ve sürat yapan arabası gibi şeyler.

Günün birinde Montag evinde sakladığı yerden yakmak için başka insanların evinden getirdiği kitapları çıkartıyor ve olaylar burada başlıyor. Daha fazla detay tabii ki veremeyeceğim. Son olarak nasıl bittiğinden bahsedeceğim.

Montag ona karşı çıkan eşinin kendi evini ihbar edip, itfaiye şefinin Montag’ın kendi evini yaktırmasından sonra şefinden, arkadaşlarından ve kitapta adı geçen Semender adlı itfaiye aracından intikamını alıp o zaman kitaplarla ilgili diğer bir dostu olan Faber’in yanına kaçıyor. Kaçarken tabii ki aranan ve bulunduğu yerde öldürülmek istenen bir kaçak oluyor.

Son olarak ise Faber ile buluşup ondan eşyalarını isteyip parasını verip Faber’in tavsiyesi üzerine yeni dünya düzenine karşıt arkadaşları ile buluşmaya gidiyor. Yeni dünya düzeni karşıtı ile arkadaşlarının yanına giderken yolda geçirdiği bir dizi macera da cabası.

Arkadaşları ile buluştuktan sonra dünya savaşı çıkıyor ve yeni dünya düzenini kurmak için bu davaya inanan Montag ve arkadaşları tekrardan güzel bir dünya kurmanın hayali ile planlar yapıyorlar.

He bu arada acaba Fahrenheit 451 ne demek? 😊 Hadi bulun bakalım…

Kitap hakkındaki yorumlarım neler?

Bunu yazmadan önce hemen şundan bahsetmek istiyorum. Artık kitap yazarken eskisi gibi üzerine not almamaya ve altlarını çizmemeye karar verdim. kitabımı bir daha okuyacağım zaman hiç açılmamış gibi olduğunu düşünüp tekrar aynı istek ile okumak için. Bu sebepten dolayı bundan sonra kitap okurken yanımda da tertemiz bir a4 kağıdı bulundurmaya karar verdim. Bu yazdığım kağıdı da atacağım.

Efsane yazım ile yorumum 🙂

Kitap bu tarzda gelecekte neler olabileceğini hayal etmek isteyen insanlar için kaçırılmaması gereken bir cevher olduğunu düşünüyorum. Kitapları çok seven insanlar da bu kitabı gönül rahatlığı ile alıp belki benim gibi tek oturuşta değil de iki üç günde bitirebilir diye düşünüyorum.

İnsanın ufkunu açıp, teknolojinin gelecekte hayatımızda nerelerde olabileceğini güzel anlattığını düşünüyorum. Kitabı okuyan insanın gelecekte bunların olabilme ihtimalini düşünüp, kitap ve bu gibi şeylere daha çok değer vereceğine inanıyorum. Televizyon odası. Çok saçma.

 

Dostlarım! İlk yorumlamam ve tanıtmamı yapmış bulunmaktayım. Tecrübesiz olduğumu ve bu işleri ilk kez yaptığımı düşünerek yazımın nasıl olduğuna karar vereceğinize inanıyorum. Bundan sonra da yazıların devamı geleceğini belirtiyorum. Hem ben hem de yazmak isteyen arkadaşlarım ile beraber eğer yazmak isterlerse buraları boş bırakmayacağımızı belirtiyorum. Beni takip ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyor ve sizi Allah’a emanet ediyorum…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir