Gaziantep – Samsun Otostop

  Merhaba! Uzun zamandan beri yazı yazamıyorum. Eve gittim, yaz okuluna geldim anca yerleşip zaman bulabildim ve şu andan itibaren gün aşırı yazmaya çalışacağım. Elli gün civarı yaz okulunda olacağım. Tabii ki yaz okulu varken duruyor muyuz? Tabii ki hayır. Anlatmaya başlıyorum hemen nasıl yaptık da Gaziantep’ten Samsun’a gittik bakalım neler yapmışız.

  Zabağnan kalktım gözümü Gaziantep’te son kez açtım yani o günlük. Sabah sekiz sularında evden ayrıldım ve Kahramanmaraş yol ayrımına geldim. Oraya kadar Erdoğan abi eşik etti kendisine teşekkürlerimi iletiyorum. Beklemeye başladım. Çok da fazla beklemedim gerçi orada ya. Hani on dakika falan beklemişimdir. Bir kamyonumsu bir şey durdu. Kağıdımda Kahramanmaraş yazıyordu benim. Aldı beni Harun abi. Her şeyi detaylıca anlatacağım. Zaten daha önce tır veya kamyon gibi araçlarda uzun yolculuğa giden şoförler ile zaman geçirdiyseniz bilirsiniz ki araba içine ayakkabı ile binilmez. Neyse ben daha nereye gittiğini falan sormadan pat diye atladım. Yaptığım büyük hatalardan birisi de hep binerken falan video açık olmuyor. Artık buna da dikkat edeceğim. Harun abi beni Gaziantep sınırından aldı ve Kayseri Pınarbaşı’na bıraktı. 230 kilometre civarı bir seyahatimiz olmuş Harun abi ile. Şimdi hem Ramazan ayında gezdiğim için hem de oruçlu olduğum için ve ayrıca siteye de yazılar yazdığım için uyuduğum uyku günde üç veya dört saate kadar düştü. Ramazan’dan önce yetiyordu ama Ramazan’da yamuldum gibi biraz. Neyse. Harun abi aldı sağ olsun biraz sohbet muhabbet ettik o kadar hoş sohbet bir abi ki tarif edemem bunu ya. Çok güzel vakit geçirdik benim uyanık olduğum zamanlarda. Sonrasında gördü herhalde ben uykusuz gibiyim dedi ki: ” Geç arkaya yat uyu dinlen. “ Ben de hay hay tabii ki dedim ve vurdum kafayı yattım adam beni tanımıyor etmiyor ama benim dinlenebilmem için yatağını bile kullanmama izin verdi. Yöre insanı fark gösteriyormuş bunu bir kere daha anladım. Uyudum güzelce dinlendim ve tam ineceğim yere yaklaşmışken ben de uyandım biraz daha sohbet ettik ve daha sonra ben indim. Buradan da eğer okuyorsa Harun abiye beni Gaziantep’ten Pınarbaşı’na bıraktığı için çok teşekkür ediyorum.

  Harun abi ile yollarımız ayrıldı. Çok şey bir cümle oldu bu ya hani artık görüşmeyeceğiz gibi falan 😀 Allah umarım karşılaştırır. Hemen yazımı değiştirdim ve Sivas yaptım. Bir yoğun araç trafiği var size anlatamam. Işık yanıyor patır patır geçiyor arabalar hemen. Ama duran oluyor mu? Tabii ki hayır. Ben de ileride bir camii gördüm dedim daha vakit girmemiş oraya gidene kadar girer herhalde. Başladım yürümeye sonra bir aile durdu. İbrahim Bey mühendis, eşi ise öğretmenmiş. Otostop çekmeye başladığım zamandan beri yaşadığım ilk ve garip diyaloğu paylaşıyorum. İbrahim Bey’in eşi sordu şaşırtıcı soruyu ve dedi ki: “Türkçe biliyor musunuz?” Şaşırdım yani turist gibi mi gözüküyordum acaba? Belki hani kıvırcık saçımdan dolayı olabilir. Neyse ben de cevaben: “Evet biliyorum.” Dedim ve başladık beraber yol tepmeye. Şanlıurfa’da yaşayan bir aileymiş kendileri. Çok değerli insanlardı teşekkür ediyorum hemen onlara burada. Çocukları Tokat’ta okuyormuş ve onun yanına gidiyorlarmış ama önce Sivas’ta bir gece geçireceklermiş ve Şanlıurfalı insanlardan aldığım hiç şaşırtıcı gelmeyen teklif onlardan da geldi: “Dilersen gel misafirimiz ol, yarın yoluna devam edersin.” Teşekkür edip gitmem gerektiğini söyledim. Beni Pınarbaşı’ndan alıp Sivas’a kadar bıraktılar teşekkürlerimi sunuyorum burada tekrardan umarım sizinle de bir kere daha karşılaşırız.

  Sivas otogarının yanında indim yürüdüm yürüdüm ve yürüdüm. Bir benzinliğe geldim orada namaz kıldım hemen ve geç olmadan otostopa devam etmem gerekiyordu hemen yola çıktım. Ben köprüde Sivas’ı video çekerken beni bir hemşehrim görmüş ve sonra ileride durup mola vermiş. Ben namaz kılıp çıkınca beraber karşılaştık. Yav üzerime bir araba geliyor ne oluyor anlam veremedim bir baktım 28 plaka anaa memleketlim çıktı. Cam iner ve diyalog başlar. Anlamanız için şöyle yazıyorum. Öğretmen hemşehrim Muhammet abi M ve bendeniz de Ömer Ö olsun.

M: La nereye gidiyorsun?

Ö: Samsun ama Giresunluyum. (Asla arabaya binmeden sohbete girmem ama o gün nasip Allah söyletti)

M: Neresi Giresun’un?

Ö: Bulancak ben abi.

M: Bulancak’ın neresi?

Ö: Ballıca abi.

M: Ballıca’nın neresi? Diye uzayıp giderken arabaya bindim. İşte niyet iyi olursa Allah yolda bırakmıyor yani. Muhammet abi de Samsun’a gidiyormuş. Anam bir sevindim bir sevindim anlatamam. Ya bakın işte otostop mükemmel diye boşuna demiyorum. O kadar hoş sohbet bir abi ki hani gülmekten karnıma ağrı girdiği zamanlar bile oldu. Efsaneydi yani. Samsun’da okumuş. Anam bir yığın üniversite anısı birikmiş, telefon anıları. O zamanlar herkeste telefon yok ve arama kontör falan çok pahalı ne anıları birikmiş şimdi burada anlatıp sizi darlamak istemiyorum.

 

  Muhammet abiyle epey bir yol geldik. 336 kilometre gibi bir yol gelmişiz. Beni Samsun’da dolmuşların olduğu yere bıraktı ve telefonunu verip ayrıldı. Bitmesini istemediğim bir diğer yolculuktu buda. Gerçekten Gaziantep’ten Samsun’a giderken bir kucak dolusu anı biriktirdim ve hepsi de mükemmeldi. Samsun’da Muhammet abiden ayrılıp Bafra’ya geçip ananemde iftarı yaptım ve Gaziantep’te başlayan garip maceram Bafra’da sona erdi. Yola beni alıp götüren herkese ve sıkılmadan okuyup takip eden sizlere de çok teşekkür ediyor, takip kalmanızı öneriyor, turun kısa videosuna göz atabileceğinizi belirtip siz değerli okurlarımı Allah’a emanet ediyorum…


Yorum (2)

  • Savaş bağcı| Ağustos 13, 2019

    Seviyorum seni beyaa

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir