Lüleburgaz – Marmaris(24 Saat OTOSTOP!!!) – 2

  Merhaba! Biraz dinlendim ve geri geldim. Lüleburgaz’dan Marmaris’e otostopu anlatmaya devam ediyorum hemen…

  Takmıştım kulaklıklarımı ve müzik dinleyerek aheste aheste yolda yürürken namaz vaktinin yaklaştığını fark etmiş ve kendime akşam namazını kılmak için mekan bakıyordum. Tam bu sırada ise yanımdan bir kamyonet geçti. Kasası da cümbür cemaat aile ile doluydu. Belliydi piknik tarzı bir yerden geldikleri. Hoş bir manzaraydı. El falan salladım onlara ve olay da buradan sonra başladı zaten.

  Arabayla hızla yanlarımdan geçtikten sonra kazara olsa gerek arabadan iki tane leğen yola fırladı. Arabalar bir an zor durumda kaldılar ve ben de hooopp falan filan derken sakince yola indim ve leğenleri alıp yavaş yavaş kamyonete doğru yürüdüm. Kamyonete geldim ve aramızda bu tatlı diyalog geçti. Diyalog Ömer abi ve benim aramda geçti. Hemen aktarıyorum. Ömer abi Ö olsun ben de B.

B: Buyrun leğenleriniz.

Ö: Nereye gidiyorsun?

B: Hiç öyle yürüyorum:

Ö: Atla madem!

B: Geleyim gelmesine de karnımı doyurursunuz artık…

  Muhabbetimiz böyle devam ederken ben de o kamyonetin kasasında buldum kendimi ve başladık sohbete muhabbete. Evin anası yani en büyüğü Hediye anneydi. Sohbetimiz onlaydı. Güzel nasihatler aldım ondan. Onlar da Burhaniye’ye gidiyorlarmış. Balıkesir’in bir ilçesi. Trabzonlu çıktılar. E ben de Giresunluyum. Yakın uzak derken hemşehri çıktık yani. Evlerine davet ettiler beni ama ben de beni bir lokantaya yakın bir yerde bırakmalarını rica ettim. Ama Anadolu insanı böyle bir şeye müsaade eder mi? ben hemen cevap vereyim: ”Kesinlikle hiçbir Anadolu insanı buna müsaade etmez! Kesinlikle!!!”

  Bu sohbetlerden sonra evlerine geldik ve ben de arabadaki eşyaları taşımaya yardım ettim. Sonuçta az bir zaman olmuş olsa bile Anadolu insanı ile kaynaşmak çok kısa sürer ve aynı zamanda da çok ama çok kolaydır. Eve çıktık ve sırası ile herkes namazını kıldı. Ben misafirim bu sebepten dolayı sıramı bekledim. Sıra bana geldi namazımı kıldım güzelce ve hızlı bir şeklide sofra güzelce kuruldu. Anadolu sofrası işte. Samimi ortam. %90’ı yer sofrasıdır böyle yerlerde. Kasnak denen alet konur. Üzerine sofra bezi serilir ve en son sini yani sofra konulur. Çok samimi bir sofra olur. İşte dediğim gibi ben de namazı kılıp hemen sofraya oturdum. Size bir ipucu vereyim hemen. Kesin tutar bu arada. Misafirlikte olsanız bile ev sahibi başlamadan siz yemeğe başlamayan. Saygınlığı arttırır bu gibi şeyler. Yapan zaten yapıyordur. Bunun da yanlış anlanmamasını rica ediyorum😊. Yemeğimizi yedik güzelce ve Kurban Bayramı olduğundan dolayı aynı zamanda olmazsa olmaz kavurma da vardı ve hunharca ama hunharca yedim o güzel kavurmayı. Asıl önemli detay şurada. Yani bir yoğurt vardı sofrada ama ne güzel bir yoğurt size anlatamıyorum. Bildiğim halde sordum yoğurdun ev yoğurdu olup olmadığını ve ev yoğurdu olduğunu öğrendim. O kokusu o tadı her şeyi bambaşkaydı. Sağ olsunlar bir kase daha yoğurt ikram ettiler ve ben de yedim.

  Şimdi fark ettim. Olayları biraz zamana göre değil de olay akışına göre anlatmışım. Ama konu bütünlüğü böyle olunca bozulmadı bence. Eheheh… Aslında daha arabadayken bana saatin geç olduğunu ve bu saatten sonra gidebileceğimin fazla güvenilir olmadığını söyledi evdeki güzel insanlar. Haklılardı da. Ama ben yola çıkmaya karar vermiştim. İnsanlara rahatsızlık vermek de istemedim açıkçası. Bunu insanlara dediğim zamanda ise sert ve hak ettiğim bir tepki aldım. Sonuçta Anadolu insanı misafirperver. Beni dışarıda bırakacak değildiler. Kızdılar bana tatlıca neden gidiyorsun ya gece gece misafirimiz ol dediler. Benim de amacım sabah kahvaltısına hiç olmazsa Marmaris’e yetişmekti. Helalleşip evden usulca ayrıldık bir abi ile. Bana otogarı tarif etti ve bilet bakmamı söylediler ben de o insanlara bakacağımı söyledim ve yalancı çıkmamak için doğru otogara gittim. Ama bilin bakalım ne oldu? Evet, tabii ki bilet yoktu.

  Bu demek oluyor ki bildiğimiz yoldan devam edeceğiz. Hani Allah’tan olduğum bölge tatil yöresi olması nedeni ile çok hareketli bir trafiğin olduğu bir bölge. Geçtim ışıkların oraya ve otostop çekmeye başladım. Şimdi bir sürü araba var ama şöyle de bir sorun var. Arabaların hepsi torpidoya kadar dolu 😊. Orada dururken falan cam açıldı ve Ayvalık’a kadar beni bırakabileceklerini söylediler. Ben de hemen arabaya atladım. Ayvalık derken Sarımsaklı’ya kadar onlarla beraber geldim. Işıklarda indim ve başladım otostop çekmeye ama ne yazık ki nafileydi. Tam umudumu keseyazmışken (bunu asla yapmayın yani ben de yapmadım ama olabiliyor bazen) 59 plaka bir araba durdu ışıklarda. Seslendim. “Abi! Otobüs bileti yokmuş ya. Param falan var. Nereye gidiyorsun?” dedim ve de ”İzmir cevabını aldım. Tam o sırada o güzel abim beni aldı. Nasıl bir mutluluk içerisindeydim anlatamıyorum. İsmail abi adı da. Aldı ve beni taaaa İzmir’e bıraktı. Bir benzin istasyonunda indim. Pompacı abinin yanına gittim ve sordum işte nasıl gidileceğini otogara doğru. Çünkü artık bilet alıp sabaha doğru Marmaris’e geçecektim. Yolda otostop çekmeye çalışırken bir yakıt tankeri durdu. İsim ve marka veremiyorum bu güzel yardımsever insanlar işlerinden olmasınlar diye. Ama inanıyorum ki yarın öbür gün siz de yolda kalsanız sizi de kesinlikle alır bu abi gibi güzel insanlar. Yakıt tankeri yanaştı hemen yana. Aydın’a yakın bir yere gidiyormuş. Atladım hemen ben de ve otobandan ayrıldığı bir nokta da Muğla Didim kavşağında indim.

  Sabah namazımı kıldım biraz zaman geçirdim oturdum video falan çektim derken çıktım hemen oyalanmadan yola. Amaç Marmaris’e bir an önce gitmekti çünkü. Başladım biraz yürümeye ve hemen otostop çekmeye başladım. Hava daha tam anlamı ile aydınlanmamıştı. Birkaç araba geçti ve sonra yine Anadolu’dan bir abimiz Erzurumlu bir abiydi. Dolmuş şoförüymüş. Sırasının başlaması için Aydın’a gidiyormuş ve beni de alıp Aydın’a kadar götürdü. Yolda giderken hava aydınlanmıştı. Aydın’dan sonra çok fazla yolum kalmamıştı ama yol da bitmiyordu.

  Biraz yürüdüm. Otogara gelmemiştim sanırım bir doktor durdu ve beni Çine’ye kadar götürebileceğini söyledi. Durumumu anlattım ve 24 saattir neredeyse otostop çektiğimden bahsettim. Biraz gözüm dalar gibi oldu hatırlıyorum. Çine’ye geldim ve hop atladım arabadan. Biraz orada da yürüdüm ve bir kamyon yanaştı. Hemen sordum ve Milas’a gittiğini öğrendim. Sordum gelem mi diye olumlu cevap alınca atladım. Milas Muğla yol ayrımında Yatağan adında bir ilçe var ve oraya kadar abimizle beraber geldim.

  Yatağan’da indim ve hiç inanamadım. Bir saatten fazla otostop çektim bir araba bile durmaz mı ya? Ama durmadı ne yazık ki. Burada biraz benim de hatam vardı ama. Daha ileride bir 500m kadar ileride otostop çeken iki kişi vardı. Onların yanına yürümeyi gözüm kesmedi ve buradan otostop çekerim mantığı ile hareket ettim. Ama haksızlık yaptım ve onlardan sonra gelmeme rağmen onların önüne geçtim. Bu sebepten de hem durduğum yer pek müsait değildi hem de haksızlığın bedeli olarak o arkadaşları aldılar ama beni almadılar. Sonuna kadar haksız olduğumu kabul ediyorum bana bir ders oldu. Ben de onların yanına gitseydim belki Muğla’ya lüks bir Audi ile gelecektim. Araba galiba Audi’ydi bu arada.

  Bekledim ettim falan alan eden yok. Dedim Ömer yeter bu kadar doğru otogara atla otobüsüne ve git. Otogara geldim. Yatağan arabası ile Muğla’ya sonra da Muğla’dan yine şehir içi servisleri ile Marmaris’e geldim. Otogar da inip biraz yürüyüp dolmuşa binip eve geldiiimmm. Unutmadan söylüyorum hemen. Muğla da şehir içi taşımacılığı belediyeden başka şirketin yapması yasakmış. Bilginiz olsun.

  Evet upuzun bir yazı oldu ama macera da çok uzun ne yapabilirim kiii…

  Bu yazımda yaptığım araştırmalar sonucunda Türkiye’de 24 saat boyunca durmadan otostop çekerek bir ilke imza attım. Eğer gözümden kaçmışsa ve 24 saat durmadan otostop çeken varsa beni bilgilendirirseniz güzel olur. Anlatacaklarım bu kadardı. Çok zevkli bir 24 saat geçirdim. Birbirinden kaliteli insanlarla tanışma fırsatım oldu ve birbirinden çok şeyler öğrendim. Otostopu bu yüzden çok seviyorum işte. Yazdıklarımda bir kusur varsa bana haber verirseniz minnettar olurum. Çok güzel projelerim var arkadaşlar. Takipte kalın. Bu otostop turunun videosunu da aşağıya bırakıyorum. İsterseniz izleyebilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkür eder takipte kalmanızı diler ve hepinizi Allah’a emanet ederim…


Yorum (2)

  • vedat| Ağustos 17, 2019

    bir dahaki seferini bekliyoruz sabirsizlikla..

    • Ömer Faruk ŞAHAN| Ağustos 19, 2019

      Teşekkür ederim… Yakın zamanda çok güzel projelerim var. Takipte kalın…

  • Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir